Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, düzenlediği grup toplantısında ve toplantı sonrası yaptığı açıklamalarda Türkiye siyasetinde önemli bir etki yaratan ifadelerde bulundu. Bahçeli, uzun zamandır tartışma konusu olan Abdullah Öcalan’ın statüsü ile ilgili olarak isim önerisinde bulunarak dikkatleri üzerine çekti. Bu çıkış, CHP’nin devam eden istinaf sürecindeki ‘mutlak butlan’ davasıyla ilgili endişeleri de beraberinde getirdi.
MHP’li yetkililer, Bahçeli’nin bu açıklamalarının arka planını Gazete Pencere’ye yaptıkları açıklamalarla detaylandırdılar. MHP yönetimi, CHP ile ilgili hukuki durumun İmralı Süreci’yle birlikte ele alındığını ifade ederek, sürecin CHP seçmenleri tarafından da desteklendiğini vurguladı. Bu bağlamda, ülkenin kritik bir dönemden geçtiği için başka siyasi gerilimlerden kaçınılması gerektiği dile getirildi.
MHP yöneticileri, Bahçeli’nin, CHP ile ilgili bir karar alınacaksa bunun bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiği mesajını verdiğini hatırlatarak, “Mesele gecikti. Davada toplanacak daha fazla delil kalmadı. Bu nedenle bir an önce karar verilerek, siyasetin yargıyı etkileme algısı engellenmelidir” şeklinde konuştu. Ayrıca, Türkiye’nin güçlü bir ana muhalefete ihtiyaç duyduğunu, dengesiz bir muhalefetin iktidara da zarar verebileceğini belirttiler.
Yönetici, “Kongre süreçlerindeki belirsizlikleri biliyoruz. Temiz ve meşru bir seçim olmadığı kanaatindeyiz, ancak bu durumun tespit edilmesi için çok fazla zaman geçti,” ifadelerini kullandı. ‘Mutlak butlan’ kararının hukuksal açıdan ‘yok hükmünde’ sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken MHP’li yetkililer, bu kararın daha sonraki tarihlerde tüm hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırarak, hukuk güvenliği açısından sorunlar yaratabileceğini ifade ettiler.
CHP içindeki sorunların, parti içi huzursuzluklardan kaynaklandığını ve bazı ciddî grupların bu duruma yatırım yaptığını belirten MHP temsilcileri, tartışmaların uzun sürmesinin sadece iktidar ile ilgili olmayıp, CHP’nin kendi içinde de dinamiklerin olduğunu vurguladılar.
Son olarak, Abdullah Öcalan’ın statüsü ile devam eden süreç arasında devlet içinde tedirgin olan bazı kesimlerin olabileceğini, ancak sessiz kalmanın sürece fayda sağlamayacağını belirttiler. Türkiye’nin terörsüz bir gündeme ihtiyacı olduğunun altını çizen yönetici, bu meselelerin ön plana çıkmasının ülkede yeni bir gündem oluşturmaması gerektiğini ifade etti.