İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulunda, başkan adayı Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu’nun yaptığı konuşma sebebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kendiliğinden bir soruşturma başlatılması üzerine 79 baro imzasıyla “Savunmanın sesi üzerindeki soruşturma baskısı kabul edilemez!” başlıklı ortak bir açıklama yapıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dün akşam saatlerinde bir bilgi notu yayımlayarak, İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenen Olağan Genel Kurulunda, başkan adayı Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu’nun sözleri nedeniyle soruşturma açıldığını duyurdu. Açıklamada, “İstanbul Barosu’nun 24-25 Ekim 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan 128. Olağan Genel Kurulu sırasında, Avukat Hakları Grubu’nun İstanbul Barosu Başkan Adayı Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu tarafından ifade edilen sözler nedeniyle, bu ifadelerin içeriği ve bağlamı göz önünde bulundurularak Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen bir soruşturma başlatılmıştır” denildi.
“Savunmanın sesi üzerindeki soruşturma baskısı kabul edilemez!”
Gelişme sonrası baroların bir açıklama yapması gereği doğdu. İstanbul Barosu’nun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Anayasa’nın 26. maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü, yalnızca toplumca kabul gören düşünceleri değil; eleştirel, rahatsız edici ve sarsıcı görüşleri de kapsamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında bu özgürlüğe yönelik müdahalelerin yasalara uygunluk, meşru amaçlar, demokratik toplumda gereklilik ve ölçülülük ilkelerine uygun olması zorunludur” ifadeleri yer aldı.
Ortak açıklama ise şöyle devam etti:
“Anayasa’nın 135. maddesi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının demokratik esaslara göre yapılandırılmasını güvence altına almakta; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri ise barolara hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığını koruma görevi vermektedir. Bu çerçevede baro genel kurulları sadece seçimlerin yapıldığı toplantılar değil; yargının işleyişinin, hukuka aykırılık iddialarının ve mesleki sorunların özgürce tartışıldığı demokratik platformlardır.”
“Mahkeme kararlarına uyulmasının talep edilmesi demokratik denetimin doğal gereklerindendir”
Ayrıca, Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu’nun baro genel kurulunda gerçekleştirdiği ve suç teşkil etmeyen konuşma avukatlık faaliyeti çerçevesinde olup, bu konuşmadan dolayı hakkında soruşturma yürütülebilmesi için Adalet Bakanlığı’nın izni gerekmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinde belirtilen yargı bağımsızlığı, yargı kararlarının eleştirilemeyeceği anlamına gelmez; aksine aynı maddenin son fıkrası mahkeme kararlarına uyulmasını anayasal bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Yargı uygulamalarının eleştirilmesi, hukuka aykırılık iddialarının dile getirilmesi ve mahkeme kararlarına uyulmasının talep edilmesi hukuk devletinin ve demokratik denetimin doğal gerekliliklerindendir.”
Kuşkusuz ifade özgürlüğü sınırsız değildir; ancak bir ifadenin ceza hukuku açısından değerlendirilmesinde sözlerin bütünlüğü, söylendiği bağlam, ifadenin amacı ve kamusal tartışmaya katkısı birlikte ele alınmalıdır. Mesleki ve kamusal tartışmalar çerçevesinde yapılan sert eleştirilerin yalnızca rahatsız edici olmaları sebebiyle cezai müdahaleye tabi tutulması demokratik toplum ilkeleri ile bağdaşmaz. Baro genel kurullarında gerçekleşen konuşmaların ceza soruşturmasına maruz kalması avukatlar üzerinde caydırıcı etkiler yaratabilir ve otosansür riski taşımaktadır. Bu durum yalnızca meslek örgütlerinin demokratik işleyişini etkilemekle kalmayıp; Anayasa’nın 36. maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan bağımsız savunmayı da tehdit etmektedir.”
Aşağıda imzası bulunan barolar olarak; Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu hakkında başlatılan soruşturmanın ifade özgürlüğüne dair anayasal güvenceler ve demokratik toplumda gereklilik ilkelerinin dikkate alınarak sona erdirilmesini talep ediyoruz. Savunmanın bağımsızlığı, avukatların ifade özgürlüğü ve baro genel kurullarında düşüncelerin serbestçe ifade edilebilmesi demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu güvencelere yönelik her türlü müdahale karşısında ortak ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.”
( ANKA )