Çöpleri atmak yerine 20 katlı ahşap gökdelen yaptılar

Gökdelen denince gözünüzün önüne çelik kirişler, gri betonlar ve devasa cam cepheler geliyorsa, ezberlerinizi bozmaya hazır olun. Sürdürülebilir mimarinin sınırlarını zorlayan TRÆ adlı yeni proje, yüksek binaların inşaat atıkları ve ömrünü tamamlamış sanayi parçalarıyla da göğe yükselebileceğini kanıtladı. 78 metrelik bu dev kule; eski rüzgar türbini kanatlarından sanayi çatılarına, hurda alüminyum levhalardan atık pencerelere kadar tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerle inşa edildi.

20 KATLI HİBRİT MÜHENDİSLİK ÜRÜNÜ

Danimarka’da hayata geçirilen TRÆ kompleksinin merkezinde 20 katlı devasa bir ana kule yer alırken, bu kuleye iki adet 6 katlı yan bina eşlik ediyor. İçerisinde modern ofis alanları, ortak çalışma (co-working) bölümleri ve restoranlar barındıran bu yapı, sanıldığı gibi yalnızca kerestelerden oluşmuyor.

Yüksek binalarda statik dengenin ve yapısal güvenliğin sağlanması için TRÆ projesinde hibrit bir mühendislik sistemi uygulandı:

-Ana Taşıyıcılar: Binanın dikey yüklerini taşıyan kolonlar lamine ahşap malzemeden üretildi.

-Zemin ve Döşemeler: Yatay yük dağılımı ve esneklik için çapraz lamine ahşap (CLT) döşeme panelleri tercih edildi.

-Çirdek Stabilite: Deprem, rüzgar gibi dinamik yüklere karşı binanın dengesini korumak ve yangın güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için yapının merkezine beton bir çekirdek (core) yerleştirildi ve belirli noktalarda çelik bağlantı elemanlarıyla desteklendi.

RÜZGAR TÜRBİNİNDEN GÜNEŞ KIRICI

Projenin mühendislik ve yaratıcılık açısından en radikal adımı, kullanım ömrünü tamamlamış devasa rüzgar türbini kanatlarının binaya entegre edilmesi oldu. İlk başta mimarlar bu kompozit kanatları dış cephenin tamamında kaplama malzemesi olarak kullanmayı planlamışlardı. Ancak yüksek binalardaki katı yangın güvenliği regülasyonları ve yanıcılık riskleri nedeniyle bu karardan vazgeçildi.

Mühendisler akıllıca bir tasarım değişikliğine giderek bu rüzgar kanatlarını binanın dış cephesinde aerodinamik güneş kırıcı paneller (louvre) olarak konumlandırdı. Böylece hem mekanik atıklar çöpe gitmekten kurtuldu hem de binanın iç mekanına giren güneş ısısı optimize edilerek iklimlendirme maliyetleri düşürüldü.

FABRİKA ÇATILARI VE ESKİ PENCERELER BULUŞTU

TRÆ projesinde atık yönetimi sadece rüzgar kanatlarıyla sınırlı kalmadı. Yapının neredeyse her detayında endüstriyel geri dönüşümün izleri var:

-Geri Kazanılmış Alüminyum: Binanın dış cephesinin belirli bölümlerinde, ömrünü tamamlamış sanayi sitelerinin ve çiftlik binalarının çatılarından sökülen eski alüminyum levhalar kullanıldı.

-İç Mekan Cam Bölmeleri: Yıkılan eski binalardan toplanan çıkma pencereler, titiz bir restorasyon sürecinin ardından ofis içindeki şeffaf duvar ve bölmelere dönüştürüldü.

-Zemin ve Duvar Kaplamaları: Kereste fabrikalarından artan ahşap parçaları ve inşaat atığı odunlar, özel işlemlerden geçirilerek zemin döşemesi ve estetik duvar panelleri haline getirildi.

KARBON AYAK İZİ YARI YARIYA DÜŞÜYOR

TRÆ projesi, sürdürülebilir mimarinin sadece küçük dekoratif detaylardan ibaret olmadığını, devasa ticari gökdelenlerde de uygulanabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Projenin mimarlık ekibinden gelen teknik verilere göre bu yapı, aynı boyutlarda inşa edilecek standart bir betonarme binaya kıyasla gömülü karbon ayak izini %30 ila %50 oranında azaltmayı başardı. Fosil yakıt tabanlı çimento ve çelik tüketimini minimuma indiren bu akıllı gökdelen, geleceğin yeşil şehirleri için bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

The post Çöpleri atmak yerine 20 katlı ahşap gökdelen yaptılar appeared first on Kilis Egitim.