Türkiye’deki elektrikli araç devrimi, otomotiv sektörüne yeni bir soluk getirerek önemli bir sanayi ve ekonomik yapı oluşturdu. 2018 yılından itibaren trafiğe çıkan ilk elektrikli araçlar, artık önemli bir eşiği geçmekte. Bu süreçte, “8 yıl veya 160 bin kilometre” batarya garantisi sona eren ya da dolmak üzere olan binlerce araç sahibi, yüksek batarya onarım masraflarıyla karşı karşıya kalıyor. Garanti süresi biten bir elektrikli aracın batarya sağlığı düştüğünde veya modüllerinden biri arızalandığında, çoğu tüketici markanın yetkili servislerine başvuruyor. Ancak, bu servisler genelde arızalı parçayı tamir etmek yerine, batarya paketini tamamen değiştirme yolunu seçiyor. Giriş ve orta segment araçlarda batarya değişim maliyetleri 300 bin TL ile 500 bin TL arasında değişirken, premium modellerde bu rakam 1,5 milyon TL’ye kadar çıkabiliyor. Bu yüksek maliyetler, garanti süreleri dolmuş araçların ikinci el piyasasında ‘ağır hasarlı’ olarak değerlendirilmesine yol açıyor.
**YENİ BİR SANAYİ DOĞUYOR**
Yetkili servislerin uyguladığı ‘at ve yenisini al’ politikası, Türkiye’nin köklü otomotiv sanayi kültüründe yeni bir pazarın doğmasına zemin hazırladı. İstanbul Maslak, Ankara Ostim ve İzmir Bornova gibi bölgelerde, motor rektefiyesi yapan eski tamirhanelerin yerini yeni nesil ‘EV Garajları’ almaya başladı. Bu garajlar, astronomik batarya onarım masraflarına karşı ‘hücre ve modül onarımı’ yöntemi ile çözüm sunuyor. Aracın bilgisayara bağlanarak batarya paketindeki arızalı hücrelerin belirlenmesi sağlanıyor. Tüm batarya paketi çöpe atılmak yerine, yalnızca ömrünü tamamlamış hücre değiştiriliyor. Yetkili serviste 1 milyon TL talep edilen bir premium aracın batarya sorunu, sanayide sadece arızalı modüllerin değiştirilmesi ile 80 bin ile 150 bin TL arasında çözülebiliyor.
**DOLANDIRICILIK RİSKLERİ**
Batarya garantisi sona eren ve bataryası zayıflayan araçların yüksek onarım maliyetlerinden kaçınmak isteyen bazı kötü niyetli satıcılar, ikinci el pazarında yeni bir dolandırıcılık yöntemi geliştirmiş durumda. Benzinli araçlarda sıkça karşılaşılan ‘kilometre düşürme’ hilesinin yerini, elektrikli araçlarda ‘Batarya Yönetim Sistemi (BMS) Sıfırlama’ almış durumda. İnternette 15-20 bin TL’ye satılan basit arıza tespit cihazlarıyla, satılacak aracın sistemine bağlanarak batarya verileri sıfırlanıyor. Böylece, üzerindeki yıpranmış bataryanın “yeni” olduğu düşünülüyor. Gerçekte ise, sağlığı %60’a düşmüş bir batarya, ekspertiz raporlarında %95 ‘kusursuz’ olarak gösteriliyor. Bu durumu fark eden yeni alıcı, birkaç şarj döngüsü sonrasında büyük bir şok yaşayarak yüksek batarya onarım maliyetleriyle baş başa kalıyor. Uzmanlar, ikinci el elektrikli araç alacak tüketicilerin mutlaka yetkili veya tam donanımlı özel servislerde hücre testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor.
**RİSKLİ UCUZ ÇÖZÜMLER**
Yüksek meblağlarda tasarruf sağlamak cazip gelse de, elektrikli araç bataryalarına müdahale etmek, klasik bir araçta motor yağı değiştirmekle kıyaslanamaz. 400 ile 800 volt arasında değişen tehlikeli akımların bulunduğu bu batarya paketlerinin donanımsız kişilerce açılması büyük riskler taşır. Lityum-iyon hücreler, amatör bir müdahale sonucunda hızlıca ‘termal kaçak’ tepkimesine geçerek söndürülmesi imkânsız yangınlara ve patlamalara yol açabilir. Ayrıca, fabrika çıkışlı batarya paketleri suya ve toza karşı özel yalıtım gerektirir. Tamir sonrası fabrika standartlarına uygun kapatılmayan bir batarya, ilk yağmurda su alarak tüm elektrik sistemini kısa devre yaptırabilir. Uzmanlar, tüketicileri uyararak, onarım işlemini yapacak teknisyenin ‘Yüksek Voltaj Uzmanlığı’ sertifikasının olup olmadığını kontrol etmelerini ve onarım için yazılı garanti talep etmelerini öneriyor.