Hakan Çakır cinayetinde yeni bir gelişme yaşandı. Ankara’nın Keçiören ilçesinde çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır, 10 Ağustos 2025’te annesi Sevender Özkan Çakır ve 15 yaşındaki kız kardeşi M.N.Ç. ile birlikte eve dönerken bir tartışmaya karıştı. Yol verme meselesi yüzünden, merdivenlerde oturan Ahmet Emir Zeynal ve arkadaşı Umut Kılınç ile tartışmaya başlayan grup, olayın büyümesiyle kavgaya dönüştü. Hakan Çakır, bu kargaşada bıçaklanarak hayatını kaybetti.
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 8 Nisan 2026 tarihindeki duruşmasında sanıklara yönelik kararlar alındı. Mahkeme, sanık Cemal Zeynal’a müebbet hapis cezası ile birlikte 27 yıl 1 ay 15 gün, Ahmet Emir Zeynal’a müebbet hapis ve 29 yıl 2 ay, suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. ve T.Y.Z.’ye ise sırasıyla 32 yıl 7 ay ve 24 yıl hapis cezası verdi. Tutuksuz sanık Umut Kılınç ise 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakan Çakır’ın babası Şahin Çakır’ın beraatine karar verilirken, ağabeyi Hakkı Can Çakır’a 10 bin TL para cezası verildi ve hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Mahkemenin gerekçeli kararında, sanıkların olayın ikinci aşamasında birlikte hareket ettikleri, Ahmet Emir Zeynal’ın olay yerinden ayrıldıktan sonra diğer sanıkları davet ettiği belirtildi. Bu sanıkların, pala, bıçak ve çivili sopa ile olay yerine gelerek Hakan Çakır ve ailesine saldırdıkları ifade edildi. Hakan Çakır’ın vücudundaki kesici alet yaralarının her birinin öldürücü nitelikte olduğu, ölümün büyük damar yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu gerçekleştiği vurgulandı.
Gerekçeli kararda, Hakkı Can Çakır ve Şahin Çakır’a yönelik eylemlerin de hayati tehlike yaratacak şekilde kesici aletlerle gerçekleştirildiği ve bu eylemlerin öldürmeye yönelik olduğu, ancak çevredeki kişilerin müdahalesi nedeniyle sanıkların eylemlerine devam edemedikleri kaydedildi. Ahmet Emir Zeynal’ın mağdurlara yönelik tehdit ve hakaret içerikli sözleri, ancak bu sözlerin ardından gerçekleşen öldürme ve yaralama eylemleri nedeniyle ayrıca bir ceza verilmesine gerek olmadığı belirtildi.
Umut Kılınç’ın öldürme ve yaralama eylemlerine katıldığına dair yeterli delil bulunmadığı ifade edilirken, Hakkı Can Çakır, Şahin Çakır ve Eyyüp Demir’in eylemlerinin kendilerine yönelik saldırıyı bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirildiği ve bu nedenle meşru savunma kapsamında değerlendirildiği aktarıldı.